Taksi̇rle Öldürme Yargıtay Kararı | Antalya Ceza Avukatı | Avukat Alperen Erol
Taksirle Öldürme Yargıtay Kararı

Taksirle Öldürme Yargıtay Kararı

  • 504
  • 16 Aralık 2021, Perşembe

"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
Suç : Taksirle öldürme
Hüküm : TCK’nın 85/1, 63. maddeleri uyarınca mahkumiyet

Taksirle Öldürme Yargıtay Kararı

Taksirle öldürme suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii ve katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Olay tarihinde gece saat 23:00 sıralarında, sanık ..., ölümü nedeniyle hakkında açılan kamu davasının düşürülmesine karar verilen abisi sanık... ... ile sanık ...'nin eşi tanık ... ...'nin, Aşağı ... mahallesinde bulunan kapalı pazarda alkollü vaziyette şarkı söyleyerek yürüdükleri sırada, kendisini bekçi olarak tanıtan bir şahsın sanıkları yüksek sesle şarkı söylememeleri hususunda uyardığı, bu sebeple aralarında tartışma yaşandığı, tartışma sırasında bekçinin sanıklara biber gazı sıktığı ve koşarak uzaklaştığı, sanıkların ve tanığın biber gazından etkilendiği, bunun üzerine sanık ...'un eline geçirdiği demir küllük ile bekçinin peşinden koştuğu, sanık...'nın da ...'un arkasından gittiği, kısa süre sonra ölen ... ile karşılaştıkları, sanıkların "bekçi sen misin" diye sordukları, ölenin cevap vermemesi üzerine sanık ...'un demir küllük ile ölene vurmak istediği esnada diğer sanık ve tanık tarafından engellendiği, sanık ...'un bu defa yumrukla bir kez ölene vurduğu, ölenin yere düştüğü, yerde iken her iki sanığın da tekme ile ölene vurdukları, bir süre sonra tekrar olay yerine gelen tanık ...'ün sanıkları engelleyip uzaklaştırdığı ve...'ı ayağa kaldırdığı, yardım etmek istediği, ...'ın iyi olduğunu söylemesi üzerine olay yerinden ayrıldıkları, ertesi gün ölenin rahatsızlanması üzerine kaldırıldığı hastanede bir süre sonra vefat ettiği somut olayda; dosya kapsamında mevcut olaya ilişkin CD görüntülerinin heyetçe izlenmesi sonucu, oluşun yukarıda anlatıldığı şekliyle gerçekleştiği, ölenin cesedi üzerine klasik otopsi işleminin yapıldığı, Antalya Adli Tıp Kurumu tarafından yapılan otopsi sonrası şüphelilerin eylemleri ile ölüm olayı arasında illiyet bağının bulunup bulunmadığının Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 1 . İhtisas Kurulundan sorulması gerektiğinin belirtildiği, bu neden ile dosyanın kül halinde görüş sunulması amacı ile ilgili ihtisas dairesine gönderildiği, ilgili ihtisas dairesinden gönderilen raporda özetle; "13.2.2013 tarihinde darp sonucu yaralandığı, 21.4.2013 tarihinde hastanede öldüğü bildirilen ... oğlu 1964 doğumlu ... hakkında düzenlenmiş olan dava dosyasının tetkikinde;
1-Otopsi sırasında alınan doku örnekelerinin Kimya İhtisas Dairesi’nde yapılan kimyasal incelemesinde,” İç organ parçalarında ve mide içeriğinde, sistematiğimizdeki maddelerin tespit edilmediği, Kanda alkol (Etil ve Metil alkol) tespit edilmediği, sistematiktekiuyutucu-uyuşturucu maddelerin tespit edilmediği, idrarda sistematikteki uyutucu-uyuşturucu maddelerin tespit edilmediği” bildirildiğinden kişinin zehirlenerek öldüğünün tıbbi delileri bulunmadığı,
2-Dosyada mevcut adli ve tıbbi belgelerin tetkikinde; kişinin 14.02.2013 tarihinde düşme ve bayılma ifadesiyle (polis araştırması ve kamera kayıtlarından darp edildiği tespit edildiği kayıtlı olduğu) Manavgat Devlet Hastanesinde tedavi altına alındığı, şuurunun kapalı ve her iki göz çevrelerinde ekimoz ile TA 150/120 mmHg olarak tespit edildiği, BBT tetkikinde, sol talamik bölgede kanama (lateral ve 4. ventriküle açılmış) tespit edildiği, acil tedavi sonrası Alanya Devlet Hastanesi’ne sevk edildiği, burada yoğun bakımda takibe alındığı, 15.02.2013 tarihinde solunumunun yüzeyelleştiği ve mekanik ventilatöre bağlandığı, tomografide "akut hidrosefali tespit edilerek eksternal ventriküler drenaj ile 200 cc sıvı boşaltıldığı, genel durumunun giderek kötüleştiği, 13.03.2013 tarihinde trakeostomi yapıldığı. 21.04.2013 tarihinde asistoli geliştiği, CPR yapılan hastanın 07:00 itibariyle eks kabul edildiği” kaydı bulunduğu, otopside; baş üst kısım ortada 2 cm uzunluğunda tamamen iyileşmiş yara izi, boyun ön yüzde trakeostomi şakkı, sağ tibial bölgede eski ve oldukça seviye farkı olan eski bir yara izi, sağ köprücük kemiği çevresinde, sağ el sırtında pikür izleri, el ve ayak bileklerinde ödem, topuklarında ve sırtı iki yanda yatak yaraları, soyulan saçlı deri iç yüzünde, sağ paryataldeki iyileşmiş yara altına rastlayan kemikte 1.4 cm çapında tedavisiyle uyumlu trepanasyon uygulaması,baş açıldığında; araknoid altında bol mayi, frontal lob ön kısımlarında, temporal loplarda küçük nekrotik alanlar görüldüğü, beyin 1209, beyincik 186 gram olarak tartıldığı, bu organların kesitlerinde, yer yer noktavi kanamalar ile yan ventriküllerin genişlemiş oldukları, yan ventrikül çevrelerinde yaygın enfekte görünümlü nekrotik alanlar ile beyin sol lobu arka kısımda beyin dokusu içinde 3.5 cm çapında ventrikülle iştirakli kısmen organize olmuş hematom, histopatolojik tetkikinde; “beyinde organize hematom (1 aydan fazla), hipoksik iskemık ensefalopati ve konjesyon, beyincik ve beyin sapında hipoksik iskemik değişiklikler, ödem ve konjesyon” tarif edildiği, dosya içerisindeki radyolojik tetkiklerin Kurumumuzca tetkikinde; “15.2.2013 tarihli BBT de sol talamik bölgede ventriküler sisteme açılmış intraparankimal hematom, lateral ventriküllerde dilatasyon, serebral ödem, sağ lateral ventrikül arka boynuzu komşuluğunda parankimal hipodens alan izlenmekte olup ensefalomalazik (kronik bir süreç) olarak değerlendirildiği dikkate alındığında; tespit edilen kanamanın lokalizasyonu ve özellikleri itibariyle; kişinin ölümünün 13.02.2013 tarihinde maruz kaldığı travmanın etkisiyle stresin tetiklediği hipertansif beyin kanaması sonucu meydana gelmiş olduğu, kişinin ölümü ile 13.02.2013 tarihinde meydana gelen yaralanma arasında illiyet bağı bulunduğu,
3-Adli dosyada mevcut tıbbi belgelerde kayıtlı bulgular, otopsisinde tespit edilen bulgular ve çekilen grafilerin kurulumuzca yapılan tetkikinde elde edilen bulgulara göre; 13.02.2013 tarihinde meydana gelen yaralanması sonucu her iki göz çevresinde ekimoz dışında travmatik değişim tanımlanmadığı, beyinde tespit edilen hematomun lokalizasyonu ve özellikleri itibarı ile doğrudan travmanın etkisi ile meydana gelebilecek nitelikte olmadığı, kafatasında kırık, subdural kanama beyin doku harabiyeti, iç organ ve büyür damar yaralanması tespit edilmediği dikkate alındığında;13.02.2013 tarihli maruz kaldığı yaralanmasının; a)Kişinin yaşamının tehlikeye sokan bir durum olmadığı, b)Kişi üzerindeki etkisinin basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olduğu oy birliğiyle mütalaa olunur " tespitlerine yer verildiği;
5237 sayılı TCK’nın 23. maddesinde, kastı aşan suçlarda veya neticesi sebebiyle ağırlaşmış suçlarda cezalandırılabilmek için failin meydana gelen sonuç açısından en azından taksirle hareket etmesi gerektiği belirtilmiş, madde gerekçesinde de, hükmün konuluş amacının, objektif sorumluluk anlayışını terk etmek olduğu, bu tür sorumluluğun, ortaçağ kanonik hukukunun kalıntısı olan “versari in re ilicita” yani hukuka aykırı bir durumda olan bunun bütün neticelerine katlanır anlayışının ürünü olduğu, çağdaş ceza hukukunun bu anlayışı çoktan terk ettiği, düzenlemeyle meydana gelen ağır netice açısından sorumluluk için neticeye ilişkin olarak en azından taksir dolayısıyla kusurlu olunması gerektiği belirtilmiştir. Kanunun 87/4. maddesinde ise, kasten yaralama sonucunda ölümün meydana gelmesi halinde failin nasıl cezalandırılacağı hüküm altına alınmıştır. Ancak maddedeki atfın 86. maddenin 1. ve 3. fıkralarına yapılmış olması nedeniyle, bu hükmün aynı maddenin 2. fıkrasında kalan yaralanma eylemleri açısında uygulanması mümkün değildir.
Basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilir nitelikte yaralanma sonucunda mağdurun ölmesi halinde, 5237 sayılı TCK’nın 23 ve 87/4. maddelerinin uygulanması imkânının bulunmadığından, failin sorumluluğunun genel hükümler kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir. Meydana gelen sonuç, (ölüm) öngörülebilir ise ve fail bu öldürme suçunu düzenleyen 85. maddesi uyarınca, öngörülebilir sonuç fail tarafından da öngörülmüş ancak istenmemiş ise fail bilinçli taksirle öldürme suçundan Kanunun 85 ve 22/3. maddeleri uyarınca, fail öngördüğü sonucu kabullenerek fiilini icra etmiş ise bu kez de, olası kastla öldürme suçundan sorumlu tutulmalıdır.
Bu açıklamalar ışığında oluşa ve dosya kapsamına göre; Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 1 . İhtisas Kurulu raporuna göre, ölenin yaralanmasının hayati tehlike arz etmediğinin, kişinin üzerindeki etkisinin basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olduğunun belirtilmesi karşısında; sanık tarafından ölen tekme ve tokat ile darp edilmiş ise de, meydana gelen ölüm neticesinden faillerin TCK'nın 87/4. maddesinde düzenlenen neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan sorumlu tutulabilmesi için yaralanmanın basit tıbbi müdahale giderilebilecek nitelikte olmaması, en azından TCK'nın 86/1. maddesi kapsamında kalan bir yaralanma olmasının gerektiği, bu itibarla sanık ...'nin eyleminin, TCK'nın 85/1. maddesi kapsamında taksirle öldürme suçunu oluşturduğu ve tayin edilen cezaya ilişkin mahkemenin kabul ve uygulamasında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, tebliğnamede sanığın TCK'nın 87/4. maddesi uyarınca cezalandırılması gerektiğine ve eksik cezaya ilişkin bozma öneren görüşlere iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin sanık tarafından atılı suçun işlenmediğine, sanığın beraati yerine mahkumiyet kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna, hükmün açıklanmasının geri bırakılması, paraya çevirme veya erteleme hükümlerinin uygulanmamasına, takdiri indirim maddesinin uygulanması gerektiğine; katılan vekilinin sanığın daha ağır bir ceza ile cezalandırılması gerektiğine ilişkin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün isteme aykırı olarak ONANMASINA, 21/01/2021 tarihinde oybirliği ile karar verildi

 

 

Ceza Hukuku Kapsamındaki TCK’da Düzenlenen Suçlar ve Türk Ceza Kanununun Konusunu Teşkil Eden Ceza Davaları Hakkında Daha Detaylı Bilgi Almak İçin İletişime Geçebilirsiniz.

Antalya Ağır Ceza Avukatı Alperen Erol

Antalya En İyi Ağır Ceza Avukatı Tavsiye