Rüşvet Suçu Yargıtay Kararı | Antalya Ceza Avukatı | Avukat Alperen Erol
Rüşvet Suçu Yargıtay Kararı

Rüşvet Suçu Yargıtay Kararı

  • 983
  • 13 Ocak 2022, Perşembe

5. Ceza Dairesi         2017/7124 E.  ,  2020/9259 K.

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Rüşvet verme
HÜKÜM : Sanık ... hakkında mahkumiyet, diğer sanıklar haklarında beraat

 

Rüşvet Suçu Yargıtay Kararı

 

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;
CMK'nın 260/1. maddesine göre katılan sıfatını alabilecek surette rüşvet verme suçundan zarar görmüş olan Hazinenin kanun yoluna başvurma hakkının bulunması ve hükümlerin 04/04/2017 havale tarihli dilekçe ile vekili tarafından temyiz edilmesi karşısında, 3628 sayılı Kanunun 18. maddesindeki "...Hazine avukatının yazılı başvuruda bulunması halinde Maliye Bakanlığı, başvuru tarihinde müdahil sıfatını kazanır." düzenlemesinin verdiği yetkiye ve CMK'nın 237/2. maddesine dayanılarak Hazinenin açılan kamu davasına katılan olarak KABULÜNE, temyiz dilekçesinin kapsamına nazaran incelemenin katılan Hazine vekilinin rüşvet verme suçundan verilen beraat, sanık ...’ın ise hakkında verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarıyla SINIRLI OLARAK YAPILMASINA karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Sanıkların yabancı uyruklu Hafal Mohammad isimli şahsı sahte belgelerle yurtdışına çıkarabilmek amacıyla CMK’nın 139. maddesi kapsamında gizli soruşturmacı olarak atanan kamu görevlisine 300 Euro parayı vererek üzerlerine atılı suçu işledikleri iddia edilen somut olayda; 5237 sayılı TCK'nın 05/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikten önceki rüşveti tanımlayan 252/3. maddesinde "rüşvet, bir kamu görevlisinin görevinin gereklerine aykırı olarak bir işi yapması veya yapmaması için kişiyle vardığı anlaşma çerçevesinde bir yarar sağlamasıdır" denilerek sadece nitelikli rüşvete yer verildiği, kamu görevlisinin yapması gereken işi yapması ya da yapmaması gereken işi yapmaması için yarar sağlamasının rüşvet tanımından çıkarıldığı, yapılan UYAP sorgulamasında, sanıklar haklarında iddiaya konu olayın da yer aldığı benzer mahiyetteki eylemlere ilişkin suç işlemek amacıyla örgüt kurma, suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma, göçmen kaçakçılığı ve resmi belgede sahtecilik suçlarından

kamu davası açıldığı ve halen Antalya 18. Asliye Ceza Mahkemesinin 2009/81 Esas sayılı dosyasında yargılamanın devam ettiği, anılan dava ile incelenen dava dosyaları arasında fiili ve hukuki irtibat bulunduğu anlaşılmakla; söz konusu davanın akıbetinin araştırılarak derdest ise birleştirilmesinden, karara çıkmış ise suçun vasfının da tayini açısından kesinleşmesinin beklenip dosyanın tümüyle bu dosya içerisine alınarak verilen kararın ve gerekçelerinin değerlendirilmesinden, hükme esas alınan koruma tedbirlerine ilişkin mahkeme kararları, iletişimin tespiti, CMK'nın 139. maddesi uyarınca gizli soruşturmacı görevlendirilmesine ilişkin karar ile sanığın kamuya açık yerlerdeki faaliyetlerinin teknik araçlarla izlenmesine, ses ve görüntü alınmasına ilişkin CMK'nın 140. maddesi uyarınca verilmiş kararın, gizli soruşturmacı tutanakları ile fotokopiden ibaret bir kısım soruşturma evrakının aslının veya onaylı suretinin dosya içine getirilmesinden, ayrıca gizli soruşturmacı olan kamu görevlisinin CMK'nın 139/3. madde ve fıkrası gereğince gizli soruşturmacı dinlenilmesine ilişkin usule ve Kanuna uygun olarak tanık sıfatıyla bilgisine başvurulmasından sonra sonucuna göre, dosya kapsamındaki tüm delillerle sanık savunmalarından hangilerine üstünlük tanındığı karar yerinde denetime imkan verecek şekilde gerekçeleriyle tartışılıp açıklanarak, sanıkların hukuki durumlarının takdir ve tayini gerekirken, eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle yazılı şekilde hükümler kurulması,
Kabule göre de;
Sanık ... tarafından yapılan rüşvet teklifinin gizli soruşturmacı olan kamu görevlisince kabul edilmiş gibi görünerek paranın teslim alındığı nazara alındığında, eyleminin teşebbüs aşamasında kaldığı gözetilmeden, tamamlanmış suç hükümleri uygulanarak sanık hakkında yazılı şekilde fazla ceza tayini,
Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal Kararının 24/11/2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş olması nedeniyle TCK'nın 53. maddesiyle ilgili olarak yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,
Rüşvet teklifine konu paranın, suçun işlenmesi için sağlanan maddi menfaat niteliğinde olması nedeniyle TCK'nın 55/1 yerine 54/1. maddesine göre müsadere kararı verilmesi,
Hükmedilen yargılama gideri miktarının CMK'nın 324/4. maddesine 6352 sayılı Kanunun 100. maddesiyle eklenen cümlede öngörülen miktarın altında olması nedeniyle kamu üzerinde bırakılması yerine sanık ...'dan tahsiline hükmedilmesi,
Kanuna aykırı, sanık ... ile katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, aleyhine temyiz bulunmayan sanık ... hakkında sonuç ceza miktarı itibarıyla kazanılmış hakkı saklı kalmak kaydıyla hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı CMUK'nın 321 ve 326/son maddeleri uyarınca BOZULMASINA 26/02/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Ceza Hukuku Kapsamındaki TCK’da Düzenlenen Suçlar ve Türk Ceza Kanununun Konusunu Teşkil Eden Ceza Davaları Hakkında Daha Detaylı Bilgi Almak İçin İletişime Geçebilirsiniz.

Antalya Ağır Ceza Avukatı Alperen Erol